orijinal adı;; the darkest minds.
yazar;; alexandra bracken.
yayıncı;; parodi yayınları.
tür;; distopya, fantastik.
yayın tarihi;; aralık iki bin on dört.
çeviren;; handan sağlanmak arlı.
sayfa sayısı;; beş yüz yetmiş iki.
sayfa sayısı;; beş yüz yetmiş iki.
puanım;;
Adım Ruby. Hepinizden farklıyım. Aklınızın derinliklerinde gezinebilir, anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim. Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim. Hem de kendi ailem tarafından... Burada her adımımız izleniyor, nefes alış verişlerimiz bile. Yalnız değilim.
Maviler... Yeşiller... Turuncular... Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler... Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar... Ve kaçanlar...
herkese merhaba. nasılsınız? ben genlerimdeki tembelliğin açığa çıkmasıyla mayışmış durumdayım. tatil güzel şey. bi' giresun'a gittim geldim; yorgunluktan öldüm ama dönüş yolunda -yol on üç saat- karanlık zihinler'i okudum. iki gün oldu ve ben tembelliğimden anca bugün yazabiliyorum. şu an fırsatçı'yı okuyorum, yakında onun da yorumunu yazarım.
"onlar ölüm tehlikesi altında olan çocuklarından ya da onların geride bırakacakları boşluklardan korkmuyorlardı aslında. onlar bizden, yani hayatta kalanlardan korkuyorlardı." -sayfa yirmi.
instagram yorumlarına bakarak aldığım kitaplardan biriydi karanlık zihinler. parodi yayınları'nın hiç kitabı yoktu bende, bir kitapla başlamak da istemiştim. karanlık zihinler'i seçtim ve iyi ki de seçmişim. kitap ruby elizabeth daly isimli ana karakterimizin ağzından anlatılıyor ve amerika'da geçiyor. iaan adında bir hastalık çocuk nüfusunun büyük bir kısmını öldürmüş. hayatta kalanların şanslı olduğunu düşünebilirsiniz ama hiç de öyle değil. ruby de hayatta kalanlardan biri ve o değişmiş. tabii ki tek hayatta kalan o değil. onun gibi bir sürü çocuk var ve devlet onlardan korkuyor. bu değişim onlara bazı yetenekler kazandırmış çünkü. zihin kontrolü, elektrik yaratma/kontrol etme, üstün zeka, telekinezi, ateş yaratma/kontrol etme gibi yetenekler bunlar. hükümet çocukları iyileştireceğini söyleyip onları çeşitli kamplara göndermiş. tabii ki bu kamplarda çocukları iyileştirmiyorlar. aksine; çoğu daha da kötü oluyor. ruby de bu kamplardan biri -hatta en kötüsü- olan thurmond'a kapatılmış. o da çocukların bir kısmı gibi ailesi tarafından teslim edilmiş çünkü dediğim gibi insanlar bu çocuklardan korkuyor. zaten hep anlamadığımız şeylerden, farklı olanlardan korkmaz mıyız? ülke krizin eşiğinde ve 'psi' olarak adlandırılan bu çocuklar var. eh, neler olduğunu az çok canlandırıyorsunuzdur kafanızda.
"'ben bir canavarım, biliyorsun. tehlikeli olanlardanım.'
'hayır değilsin.' dedi. 'sen bizdensin.'" - ruby & liam, sayfa beş yüz on altı.
'hayır değilsin.' dedi. 'sen bizdensin.'" - ruby & liam, sayfa beş yüz on altı.
psi çocuklar yeteneklerine göre renklere ayrılıyor ve gönderildikleri kamplarda bu şekilde ayırt ediliyorlar. kırmızılar ateşi kontrol edebiliyorlar; devlet bunlardan oldukça korkuyor. maviler ise dokunmadan cisimleri hareket ettirebiliyorlar -ki ben mavi olmak isterdim sanırım- ve ana karakterlerimizin ikisi olan liam ve charles da mavi. yeşiller aralarında en zararsız olanları devlete göre; zekaları son derece gelişmiş. sarılar da kırmızılar gibi korkulan gruptan çünkü elektriği yaratıp kontrol edebiliyorlar. ama en korkulan renk turuncu ve ana karakterimiz ruby de bir turuncu. ama testi kandırıp kendini yeşil olarak göstermiş ve böylece hayatta kalmış. turuncuların neredeyse tamamı öldürüldüğünden ruby'nin saklanmaktan başka çaresi yok tabii. olduğu şeyden korkuyor çünkü hayatını değiştirecek şeyler yaşamış yeteneği yüzünden. kendi ailesi onu hatırlamıyor bile ve ruby bunu bir kez daha yaşamaktan çok korkuyor. kitabı onun bakış açısından okuduğumuzdan bu korkuyu her cümlesinde hissediyoruz. liam, zu ve chubs ile karşılaştığındaysa bu düşünceleri daha da belirgin bir hâl alıyor. yeteneği ne kadar kötü şeylere sebep olursa olsun ruby etrafına zarar vermekten kaçınmaya çalışıyor -yazar burada karaktere aşık olduğunu belirtiyor.
"'asla,' dedi bir süre sonra. 'asla, asla, asla. ben seni asla unutmayacağım.'" -liam, sayfa beş yüz on beş.
uzun zamandır beni böylesine içine çeken bir kitap okumadığımı belirtmek isterim. gerek ruby olsun, gerek liam olsun karakterlere hayran kaldım. parçalanan hayatları, aileleri, yaşam mücadeleleri beni hayran bıraktı. telekinezi içeren her şeye hayranlığım vardır zaten. bu kitaba en başından tutuldum. aslında liam gelip her şeyi daha güzel kıldı diyebilirim aöflşdgsölşsflşögföşlshs. her neyse, kurgu mükemmeldi. olay örgüsü sürükleyiciydi. dil basitti ama yeni dönem kitaplarında zaten ağır, bol betimlemeli bir dil beklemiyorum artık. beş puanı yapıştırıyorum. altı olsa altı vereceğim. çok sevdim. ZU NASıl tatlı bir karakter zaten anlatamam. alın ve okuyun arkadaşlar. sayfalar parmaklarınızın arasından su gibi akıp gidecek.


0 yorum:
Yorum Gönder